Eskişehir

Öldürdükleri kişi için başsağlığı dilediler: 'Çok pişmanız' diyerek tahliyelerini istediler


Olay, 13 Aralık 2025 tarihinde Kuzeykent Mahallesi Kuzeykent Pazaryerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, iki grup arasın çıkan kavga sırasında bıçaklanan berber Cihan Çalışır ile darp edilen kardeşi C. Çalışır yaralandı. Sağlık ekipleri tarafından Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan yaralılardan berber Cihan Çalışır hayatını kaybederken, kardeşi C. Çalışır ise tedavisinin ardından taburcu edildi.
Kastamonu İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alınan M.C.B., H.E.G., V.Y.B. ve Z.C.Ç., adli makamlarca tutuklandı. Olay sonrasında M.C.B., H.E.G., V.Y.B. ve Z.C.Ç. hakkında Kastamonu Ağır Mahkemesi'nde 'kasten öldürme' suçundan açılan dava görülmeye devam etti.

'Maktulün ailesine başsağlığı diliyorum'
Duruşmada kendisini savunan tutuklu sanık H.E.G. ise, 'Benim kimseye karşı zarar verme gibi bir amacım olmadı. Ahmet bana arkamdan saldırmasına ve silah çekmesine rağmen kimseye saldırmadım. Ölen maktul bana doğru saldırmasına, duvara sıkıştırmasına rağmen ben yine vurmadım, bir şey yapmadım. Ben sadece bana gelen saldırıyı önlemek için kendimi korudum. Onun haricinde olayların bu aşamaya geleceğini bilmiyordum, yoksa kesinlikle oraya gitmezdim. Maktulün ailesine başsağlığı diliyorum, adaletinize sığınıyorum, tahliyemi talep ediyorum' dedi.

'Karşı taraf üzerimize geldiğinden dolayı bu olay yaşandı, çok pişmanım, tahliyemi istiyorum'
Tutuklu sanık V.Y.B. de, 'Ben olay günü Ahmet'te silah olduğunu bildiğim için kendisini pazaryerinden uzaklaştırmak istedim. O esnada maktul hiçbir şekilde durmayıp koşarak yanımıza geldi, montunu çıkartıp tezgahın altından bir şeyler aramaya başladı. O esnada 'ağabey, ağabey' diye bağırınca C. Çalışır da üzerimize bıçakla koşmaya başladı. Olayı ilk karşı taraf başlatıyor, sonra Ahmet bize silah çekiyor. Ben de Ahmet'i pazaryerinden alıp uzaklaştırıyorum. O esnada maktul yanıma gelip 'silahı ver, bu çocuğu öldüreceğim' diye küfürde bulunup, silahı aldığı gibi kabzanın altından tutarak üzerimize doğru yürüyor. O esnada maktul, H.E.G.'yi görünce boğazından tutup duvara yaslıyor. Maktule karşı hiçbir şekilde bir eylemim yoktu. Tam tersi maktul dubayı bana savurduktan sonra ben dubayı düşürmek amaçlı sopayı sallar gibi bir kez sallıyorum. Maktule karşı ayırmaktan başka hiçbir şekilde eylemim yoktur. C. Çalışır'a hiçbir şekilde öldürücü veya kafasına hiçbir darbe vurmadım. Olayın buraya gelmesinden dolayı çok üzgünüm, çok pişmanım, keşke yaşanmasaydı. Karşı taraf rahmetli anneme çok küfür edip üzerimize geldiğinden dolayı olay buralara geldi, çok pişmanım, tahliyemi istiyorum' ifadelerini kullandı.

'Rahmetlinin mekanı cennet olsun'
Tutuklu sanık M.C.B. ise, 'Olay günü rahmetliyi ilk defa gördüm. Neden öldürmek isteyeyim, ben bu olayların buraya geleceğini tahmin edemedim. Bu olaydan dolayı karşınızda olduğum için çok pişmanım. Rahmetlinin mekanı cennet olsun, Allah rahmet eylesin. Rahmetlinin ailesine de başsağlığı diliyorum, adaletinize sığınıyorum, tahliyemi talep ediyorum' diye konuştu.
Tutuklu sanık Z.C.Ç. de, 'Merhumun ailesine başsağlığı diliyorum. Karşınızda böyle bir suç ile bulunduğum için pişmanım. Özür diliyorum. Amacım kavga etmek ya da vukuat işlemek değildi, birisini öldürmek istemedim, kendimi korumak istedim. Tahliyemi istiyorum' dedi.

'En ağır şekilde cezalandırılmalarını istiyorum'
Maktul Cihan Çalışır'ın babası İ. Çalışır ise, 'Oğlumun üzerinde bıçak olduğunu söylediler. Biz balıkçıyız, oradaki pazarda balıkçı esnafı olarak çalışıyoruz. Bıçak taşıma amaçları olsaydı, balık dükkanı bıçakla dolu. Büyük bıçaklar vardı, onları alırlardı. Bizim kimseyle husumetimiz yoktu. Sanıklar benim çocuğum hakkında ayakta duramayacak kadar sarhoş olduğunu söylemişler. Bir kişiye beyzbol sopalarıyla, dubalarla, bıçakla vurulur mu, bu insanlığa sığar mı? Yere düştüğü zaman tekmelemişler. Gerek var mıydı? Sizin adaletinize sığınıyorum. En ağır şekilde cezalandırılmalarını istiyorum' diye konuştu.
Maktulün annesi R. Çalışır da, 'Davacıyım, vazgeçmeyeceğim. Maddi, manevi çöktüm. Eşim rahatsız. İki çocuğum yetim kaldı. Davacıyım sonuna kadar. Hepimizin psikolojisi bozuk. Psikoloğa gidiyoruz. Cezalandırılsınlar istiyorum' şeklinde konuştu.
Cihan Çalışır'ın kardeşi C. Çalışır ise, 'Kardeşim oradan silahı almış gitmiş deniliyor. Silaha şarjörü doldurur gibi hareketler olmuş deniliyor. Ahmet zaten olay yerinde durmuyor, kaçmış gitmiş. Kardeşim oradan silahı almış olsa Ahmet'in babasının evinde çıkmazdı, silah evde teslim edilmiş. Ben silahı hiç görmedim. Kardeşimin aldığını da görmedim. Ahmet zaten olay yerinde durmayarak kaçmış. Ahmet'ten silah almış olsa kardeşim, o silah evden çıkmazdı. Yalan konuşuyorlar. Ne silah gördüm ne bıçak gördüm. Ben de bıçak çekmedim. Adalete sığınıyorum' şeklinde konuştu.
Katılan H.D. de, 'Benim ruhsatlı silahımdır. Ben silahımı normalde evde dolu bulundurmam. Silahımı 15 Temmuz darbe girişiminden sonra almıştım. Silahı evde dolu ya da şarjör ile bırakmam. Hep silahım boştur. Yedek şarjör yoktu, salonda vitrinin üstüne saklamıştım. Silahın iadesini talep ediyorum. Kamera görüntülerinde oğlumun bir şey verdiği söyleniyor, bu olamaz. Bunu kabul etmiyorum. Her şarjör her silaha uymaz. İki sivil polis ikametime geldi. Silahı istediler, teslim ettim. Emniyete gittik. Oğlum gün içerisinde silah taşımadı. Ben, her gün kontrol ediyorum. O gün silah oradaydı. Oğlum benim evdeki boş silahımı almış, öyle gitmiş, yanında götürdüğü evdeki boş tabancammış' dedi.
Avukatların savunmasını da dinleyen mahkeme heyeti, görüntü kayıtlarının bilirkişiden gelmesinin beklenilmesine karar vererek, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.